
Himalayalar’da başlayan kaya ve buz hareketi,dakikalar içinde dev bir sel felaketine dönüştü. Yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği olayın ardından gözler benzer risklere çevrildi. Uzmanlar felaketin nasıl büyüdüğünü anlatırken,dikkat çeken bir Türkiye detayı da ortaya çıktı. Peki Nepal’de tam olarak neler oldu? Tüm detaylarıyla mercek altına aldık.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Haberin Devamı
Himalayalar’da tonlarca buz ve kayanın binlerce metre yükseklikten koparak vadiye sürüklenmesi,dakikalar içinde zincirleme bir felakete dönüştü. Yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği olay,iklim değişikliğinin yüksek dağlık bölgelerde tetiklediği zincirleme afet riskini bir kez daha gündeme getirdi.
Nepal ve Tibet sınırında çarşamba günü yerel saatle 08.37’de kaydedilen olayın,klasik anlamda tektonik bir depremden ziyade büyük bir kaya-buz kütlesinin hareketi sonucu oluşan şok dalgası olabileceği değerlendiriliyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm,olayın oluş mekanizmasına ilişkin değerlendirmesinde,görüntülerin bir depremden çok büyük bir kaya-buz kütlesinin hareketine işaret ettiğini belirtti.
“Görüntülerden ve diğer kaynaklardan edindiğim izlenim,bir kaya-buz kütlesinin kayması sonucunda bir buzul vadisini ve içindeki malzemeyi kuru sıvılaşma etkisiyle bir kaya çığına dönüştürmüş olduğu. Bu olay nedeniyle akarsu kısa bir süreyle setleniyor ve bir göllenme oluşuyor. Set gölünün yıkılmasıyla birlikte önce moloz akmasına,ardından sele dönüşüyor ve önüne çıkan her şeyi yıkıp götürüyor.”

BİNLERCE FİT YÜKSEKLİKTEN KOPAN KÜTLE VADİYE GİRDİ

New York Times’ın bölgeden aktardığı gözlemler ise felaketin sahadaki boyutunu ortaya koydu. Selin ardından Nepal ile Tibet’i birbirine bağlayan ana ulaşım güzergâhının büyük bölümü sular altında kaldı. Evler,dükkânlar,okullar,tarlalar,yollar ve köprülerin önemli bölümü yıkılırken,bazı bölgelerde nehrin geride bıraktığı çamur izinin 200 metreden daha yüksek yamaçlara ulaştığı görüldü.
New York Times’ın bölgedeki saha gözlemlerine göre,selin ardından bazı hidroelektrik tesislerinin bulunduğu alanlarda da ağır hasar meydana geldi. Elektrik ve telefon şebekelerinin devre dışı kalması nedeniyle kurtarma ekipleri iletişim için askerî telsizlere başvurmak zorunda kaldı.
Yine gazetenin aktardığına göre,Nepal Ordusu’nun Dhunche’deki arama-kurtarma üssü,felaketin ardından kurtarılan yüzlerce kişiyle doldu. Helikopterler yaklaşık 15 dakikalık aralıklarla bölgeye inip kalkarken,yaralılar ve kurtarılan kişiler daha güvenli bölgelere taşındı; kuru gıda ve diğer yardım malzemeleri de dağlık bölgelere ulaştırıldı.

HAYATTA KALANLAR YAMAÇLARA KAÇARAK KURTULDU
Felaketin hızının,insanların kaçması için ne kadar az zaman bıraktığı da bölgeden gelen anlatımlarla ortaya çıktı. New York Times’ın görüştüğü hayatta kalanlardan 38 yaşındaki Bhushan Thakur,dev çamur duvarının kendisine doğru geldiğini görür görmez bulunduğu yerden kaçtığını anlattı. Thakur ve beraberindeki iki kişi,canlarını kurtarmak için yamaçlara doğru koştu.
Bölgedeki bazı kişiler ise nehrin yükselen sularından kurtulmak için vadinin yamaçlarına onlarca metre tırmanarak hayatta kaldı. Gazetenin aktardığı bir başka tanık,45 yaşındaki Dawa Lama ise felaket sırasında eşini ve iki kızını kaybettiğini anlattı. Lama’nın yaşadığı Timure köyündeki ev,çamur ve su kütlesinin altında kaldı. Arama-kurtarma çalışmalarının ise günler boyunca devam etmesi bekleniyor. Nepal Ordusu,ulaşılması güç vadilerde çalışmalarını helikopterler ve kara ekipleriyle sürdürüyor.
‘OLAY DEPREMLE TETİKLENMİŞ DEĞİL’
Bölgede kaydedilen sarsıntı,ilk aşamada olayın deprem tarafından tetiklenmiş olabileceği yorumlarına neden oldu. Ancak ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun değerlendirmesinde sismik hareketin buzul çökmesi ve moloz akıntısıyla bağlantılı olduğu belirtildi.
Prof. Dr. Tolga Görüm de mevcut verilerin tektonik bir deprem senaryosunu desteklemediğini belirtiyor:
“Tibet’te yaşanan olay depremle tetiklenmiş değil. Bahsedilen 4,4’lük depremin birkaç tane artçısının gelmiş olması gerekirdi,oysa böyle bir durum söz konusu değil. Dolayısıyla tektonik bir depremden bahsetmiyoruz. Heyelan oluştuktan sonra yere uyguladığı basınç nedeniyle deprem gibi algılanan bir sinyal ortaya çıkıyor. Net durum bir-iki gün içinde daha açık şekilde ortaya çıkacaktır.”
HİMALAYALAR’DA İLK DEĞİL
Himalayalar ve Tibet Platosu,benzer buz ve kaya çökmesi olaylarının daha önce de yaşandığı bir bölge olarak öne çıkıyor. 2016’da Tibet’in batısındaki Aru Dağları’nda meydana gelen bir buzul kopması,büyük miktarda buzun dağ yamacından aşağı sürüklenmesine neden oldu. Olayda dokuz çoban hayatını kaybetti.
2018’de Tibet’teki Sedongpu Havzası’nda yaşanan iki buz çığı da Yarlung Tsangpo Nehri’ne büyük miktarda moloz taşıdı ve nehir üzerinde geçici bir göl oluşmasına yol açtı.
Hindistan’ın Uttarakhand bölgesinde 2021 yılında yaşanan büyük kaya-buz kopması ve ardından meydana gelen sel de 200’den fazla kişinin ölümüne neden olmuştu. Avrupa’da da benzer tehlikeler son yıllarda daha görünür hale geldi. Geçen yıl İsviçre’nin Blatten köyü,Alpler’de meydana gelen büyük bir buzul çökmesinin ardından ağır hasar gördü.

BENZER BİR FELAKET TÜRKİYE’DE DE YAŞANDI
Himalayalar’daki olayın Türkiye açısından da dikkat çekici bir karşılığı bulunuyor. Prof. Dr. Tolga Görüm,2 Temmuz 1840’ta Ağrı Dağı çevresinde meydana gelen ve uzun süre volkanik patlamayla ilişkilendirilen olayın aslında büyük bir kaya çığı ve ardından meydana gelen sel zinciriyle açıklanabileceğini belirtiyor.
“Çok bilinmese de buna benzer bir olay Türkiye’de de yaşandı. 2 Temmuz 1840’ta Ağrı Dağı’nda yaklaşık 1300 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan bir kaya çığı olayı var. Bu olayın volkanik patlama olduğu söyleniyor ancak aslında böyle değil. Olay sırasında bir göllenme oluşuyor ve yaklaşık yedi gün sonra bu gölün yıkılmasıyla oluşan selde,aşağıdaki bir Osmanlı köyünde 400 kişi daha yaşamını yitiriyor.”
TÜRKİYE’DE YÜKSEK RİSKLİ BÖLGELER NERELER?
“Türkiye’de bu gibi olaylar için en riskli alanları biliyoruz” diyen Prof. Dr. Tolga Görüm şöyle devam etti:
Haberin Devamı
"Erzurum civarı,Artvin,ikisinin arasındaki Tortum,riskli bölgeler. Kars’ın Kağızman ilçesinde bir deniz gölü var. Burası eski bir volkanik alan,fakat patlama sırasında oluşan bir heyelanın gövdesine yerleşmiş büyük bir göl sistemi var. Altında da Denizgölü köyü var. Buralarda bir hareket olduğunu biliyoruz. Hakkari’de küçük yerleşimlerin olduğu birçok alanda,özellikle üstlerde buzul göllerinin bulunduğu yerlerde,riskli alanlar var.”

© Türkiye haberleri bugün Gizlilik Politikası Bize Ulaşın