
Pandemi yıllarında bilimsel bir kısaltma,laboratuvarların sınırını aşıp toplumsal bir fay hattına dönüştü: mRNA.Kimi için bilimin insanlığa uzattığı hızlı bir eldi kimi içinse kuşkuların,korkuların ve komplo teorilerinin hedefi...


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Haberin Devamı
Aradan yıllar geçti.
Dünyada hâlâ milyonlarca insan bu teknolojiye mesafeli.
Fakat mRNA bugün adını çok farklı bir alanda,kansere karşı kişiye özel tedavide duyuruyor.
Üstelik bu kez haber küçük bir laboratuvar deneyinden değil,1.137 hastanın katıldığı faz 3 çalışmadan geliyor.
Bazı ilaç firmaları ameliyatla tamamen çıkarılmış evre IIB-IV cilt melanomunda,kişiselleştirilmiş mRNA tedavisi intismeran autogene ile pembrolizumab kombinasyonunun yalnızca pembrolizumaba göre hastalığın geri dönmesini ve uzak organlara sıçramasını anlamlı biçimde geciktirdiğini açıkladı.
Bu,kişiselleştirilmiş bir neoantijen tedavisinin ve mRNA temelli bir kanser tedavisinin ilk pozitif faz 3 sonucu.
Kanser araştırmaları açısından küçümsenmeyecek bir eşik.
HER HASTAYA AYRI BİR “PARMAK İZİ”
Bu başarı gökten düşmedi. Daha önce 157 hastalık faz 2b çalışmanın beş yıllık izleminde kombinasyon,pembrolizumaba kıyasla nüks veya ölüm riskini yüzde 49,uzak metastaz veya ölüm riskini yüzde 59 azaltmıştı.
Şimdi çok daha büyük faz 3 çalışmada hem nükssüz sağkalım hem de uzak metastazsız sağkalım hedeflerinin karşılanması,önceki sinyalin tesadüf olmayabileceğini güçlü biçimde düşündürüyor.
Dahası,karşısındaki tedavi etkisiz bir kontrol değil; ameliyat sonrası melanomda zaten güçlü bir standart olan pembrolizumab.
Fakat bilimde heyecan,eleştirel düşünmenin yerine geçmemeli.
Bugün elimizde hakemli makale değil,şirketlerin “üst düzey sonuç” açıklaması var.
Faz 3’e ait risk oranlarını,güven aralıklarını,olay sayılarını,mutlak faydayı ve sağkalım eğrilerini henüz görmedik.
“İstatistiksel ve klinik olarak anlamlı” deniliyor ama ne kadar anlamlı olduğunu bağımsız biçimde tartamıyoruz.
Genel sağkalım verisi de olgunlaşmadı. Dolayısıyla bu tedavinin hastaların yaşam süresini uzattığını bugün söyleyemeyiz.
Faz 2b’de genel sağkalım lehine bir eğilim vardı ancak ölüm sayısı az,güven aralığı genişti ve sonuç kesin değildi.
Kısacası elimizde çok güçlü bir işaret var,henüz bütün fotoğraf yok.
“KANSER AŞISI BULUNDU” DEMEK İÇİN ERKEN
Bu haber,“Kanserin aşısı bulundu” başlığına dönüştürülürse bilim yine kaybeder.
Çünkü tedavi şimdilik yalnızca ameliyat edilmiş belirli evrelerdeki cilt melanomunda,pembrolizumaba ek olarak sınandı. Henüz onaylanmadı ve rutin kullanımda değil.
Üstelik her hasta için tümör örneğinin dizilenmesi,biyoinformatik analiz yapılması ve ayrı bir ürün üretilmesi gerekiyor.
Üretim süresi,maliyet ve erişim,başarı kadar konuşmamız gereken başlıklar olacak.
Kişiselleştirilmiş tıp yalnızca “yapılabilir” değil,zamanında ve adil biçimde erişilebilir de olmalı.
Yine de bu sonuç önemli bir zihinsel eşiği aşıyor. Pandemide yalnızca enfeksiyonla özdeşleştirilen mRNA’nın aslında bir ürün değil,farklı mesajlar taşıyabilen bir platform olduğunu hatırlatıyor.
Bir teknoloji,bir dönemin korkularıyla mahkûm edilemez. Ama tek bir basın açıklamasıyla da kutsanamaz.
Şimdi yapılması gereken ne geçmişin önyargısına teslim olmak ne de geleceğin mucizesini erkenden ilan etmek.
Tam veriyi görmek,hastaların ne kadar mutlak fayda sağladığını,daha uzun yaşayıp yaşamadığını ve bu tedaviye kimlerin erişebileceğini sormak.
Bilim bazen en güçlü cevabını bağırarak değil,fikrini değiştirmeye hazır olanlara veri göstererek verir.

© Türkiye haberleri bugün Gizlilik Politikası Bize Ulaşın