
Sessizliğin ardından gelen yeni hamle,Yemen’de İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Kritik noktalarda yaşanan hareketlilik,bölgede daha büyük bir hesaplaşma ihtimalini artırırken dengeler de yeniden sorgulanmaya başladı. Stratejik hesapların öne çıktığı bu süreçte,alınacak kararların yalnızca tarafları değil,bölgesel güvenliği ve küresel enerji hatlarını da etkilemesi bekleniyor. Peki Husilerin son adımlarının arkasında nasıl bir strateji yatıyor?


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Haberin Devamı
Yemen’de İran destekli Husi hareketi ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim,uzun süren görece sessizliğin ardından yeniden yükselişe geçti. Bir süredir geri planda kalan Husilerin son hamleleri,bölgede yeni bir hesaplaşmanın başlayabileceği yorumlarını beraberinde getirdi. Riyad yönetimi gelişmeleri yakından takip ederken,uzmanlar yaşanan sürecin sadece iki taraf arasındaki gerilimle sınırlı kalmayacağına dikkat çekiyor.
Bölgede gerilim her geçen gün artarken dün Husiler,Suudi Arabistan’ın güneyinde yer alan Necran Havalimanı’nda kamikaze insansız hava aracı (İHA) saldırısı gerçekleştirdiklerini iddia etti. Husilerin Sözcüsü Yahya Seri,yaptığı açıklamada saldırıya ilişkin bilgi verdi. Seri,Necran vilayetindeki havalimanında “hassas bir hedefin” kamikaze İHA ile vurulduğunu öne sürdü.
Şimdi herkes aynı soruya yanıt arıyor: Husilerin yeni stratejisi ne ve bu hamle bölgedeki dengeleri nasıl değiştirecek?
SUUDİ ARABİSTAN’DAN DENİZ GÜVENLİĞİ HAMLESİ
Husilerin Suudi Arabistan’ın uyguladığı iddia edilen ablukaya karşılık olarak başlattığı saldırılar sonrasında Riyad yönetimi harekete geçti. Suudi Arabistan,geçtiğimiz perşembe günü yaptığı açıklamada,Kızıldeniz’de uluslararası deniz taşımacılığını ve enerji yollarını korumak amacıyla bir savunma koalisyonu oluşturduğunu duyurdu.
Riyad yönetimi,bölgedeki deniz güvenliğinin yalnızca kendi çıkarları açısından değil,küresel enerji arzı açısından da kritik olduğunu vurguladı. Ancak Husiler,Suudi Arabistan’ın Yemen limanları ve havaalanları üzerindeki kısıtlamaları kaldırmasını ve Yemen petrol gelirlerinin kamu hizmetleri ile devlet çalışanlarının maaşları için kullanılmasını talep ediyor.
Washington Post’ta yer alan haberde Husi yanlısı siyasi yorumcu Hüseyin el-Bukhaiti,Suudi Arabistan’ın bu talepleri karşılamaması halinde daha fazla tırmanış yaşanabileceğinin üzerinde durdu.
El-Bukhaiti,Husilerin taleplerinin yalnızca askerî değil,aynı zamanda ekonomik ve insani boyut taşıdığını savunarak,Yemen’deki kaynakların ülke genelinde kullanılması gerektiğini ifade etti. Ancak Suudi Arabistan’ın bu talepleri kabul etme ihtimalinin düşük olduğu belirtiliyor. Riyad’ın özellikle ABD ile artan askerî iş birliği nedeniyle Husilere karşı daha sert bir tutum izlemesi bekleniyor.

HEDEFTE SUUDİ PETROL GÜCÜ VAR
Uzmanlara göre Husilerin son hamlelerinin merkezinde Suudi Arabistan’ın ekonomik damarları bulunuyor. İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak Hürmüz Boğazı’ndaki faaliyetleri kısıtlama girişiminin ardından Suudi Arabistan,petrol ihracatının önemli bölümünü Doğu-Batı Petrol Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz kıyılarına yönlendirmişti.
Bu stratejik hat,Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi dışındaki en önemli enerji çıkış yollarından biri olarak değerlendiriliyor. Husiler açısından ise bu durum,Riyad’ın ekonomik gücünü hedef almak için önemli bir fırsat oluşturdu. Hüseyin el-Bukhaiti,Suudi Arabistan’ın temel gücünün petrol gelirlerine dayandığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Petrol,Suudi Arabistan’ın omurgasıdır. Birine zarar vermek istiyorsanız,onu en fazla acı hissettiği noktadan vurursunuz.”

‘İŞLETİLEN MANTIK,ABLUKAYA ABLUKA FORMÜLÜ’
Peki,bu adımlar Yemen iç siyasetindeki dengeleri değiştirmeye yönelik mi,yoksa daha geniş bölgesel bir hesaplaşmanın parçası mı?
Haberin Devamı
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Dr. Çağatay Balcı,“Bu tırmanış,2015-2022 savaşına bir geri dönüş değil,Husi hareketinin kendisini iç savaş aktöründen bölgesel bir boğaz aktörüne dönüştürme girişimi. Tetikleyici zincir net: 3 Temmuz’da Tahran-Sana arasında 10 yıl sonra kurulan doğrudan uçuş bağlantısı Riyad’ın kırmızı çizgisini ihlal etti. Sana Havalimanı’na yönelik saldırının ardından,20 Temmuz’da ‘deniz seyrüsefer yasağı’ ilan edildi; bunu tanker saldırıları ile Cizan ve Yenbu’daki Aramco tesislerinin vurulması izledi. İşletilen mantık,‘ablukaya abluka’ formülü” dedi ve şöyle devam etti:
Haberin Devamı
"Amaç,12 yıllık liman ve hava sahası kısıtlamalarının Riyad açısından da taşınamaz bir bedeli olduğunu kanıtlayarak Sana’nın fiili otoritesini tanıyan bir mutabakatı dayatmak. Tekrarlayan provokasyonlar üzerinden taviz devşirme örüntüsü,hareketin dış politika davranışının alışılagelmiş bir niteliği. Hamlelerin iç siyasal işlevi de en az bu kadar belirleyici. Dünya Gıda Programı’nın mart ayında faaliyetlerini sonlandırması ve derinleşen ekonomik daralma,Sana yönetimini kaynak kıtlığının siyasi maliyetini erteleme arayışına itti; dışarıdaki düşmanın görünür hâle getirilmesi de bu ihtiyacın en ucuz aracını sundu. Buna ocak ayında Aden’in düşmesi ve Güney Geçiş Konseyi’nin dağılmasıyla yıllardır ilk kez sadeleşen Husi karşıtı kamp ile Marib-Cevf hattındaki hareketlenme de eklenmeli."

© Türkiye haberleri bugün Gizlilik Politikası Bize Ulaşın